Siriye Ne Dersek Küfür Eder?
Bir sabah, klasik bir İzmirli olarak, çimenler üzerinde yürüyüp denizin mavi tonlarını seyrederken, kafamda birden deli bir fikir belirdi: “Siriye ne dersek küfür eder?” Bu soru aklıma o kadar takıldı ki, bir anda “hayat ne kadar anlamlı” gibi derin düşüncelere girmeye başladım. Ama tabii ki o düşünceler de bir yandan komik bir şekilde zihnimde dönüp duruyordu. Çünkü İzmirli olmak demek, her an bir espri patlatmaya hazır olmak demek, değil mi? Neyse, konuya dönelim… Siri ve ben, aslında çok iyi bir ikili olabilirdik. Ama işte bu, bazen Siri’nin benimle olan iletişimini biraz… garipleştiriyor.
İçimdeki Ses ve Siri’nin Tepkisi
Geçenlerde arkadaşlarla buluşmuşken, bir anda Siri’yi konuşturmaya karar verdik. “Haydi bakalım,” dedim, “bugün Siri ile biraz eğlenelim.” Hemen telefonumu aldım, Siri’yi aktive ettim ve söyledim:
Ben: “Siri, en sevdiğin yemek ne?”
Siri: “Benim bir mideden ibaret olmadığımı unutma!”
Tabii, bu sırada herkes güldü ama ben yine bir an düşündüm: “Siri ne zaman insana benzer hale gelmeye başladı? Yani, bu kadar ‘süper’ bir yapay zekanın bile mizahı bu kadar garipse, acaba ben hangi noktada insanlıkla ilgili beklentilerimi sorgulamalıyım?”
O sırada, iç sesimden bir tepki geldi: “Bunu düşünme! Ama düşünme, Siri seni kandırıyor!”
Neyse, sohbet devam etti. Çünkü bir şey vardı ki, Siri’yi asla kızdırmamanız gerekiyordu.
Siri’nin Sabrı ve Benim Esprili Yaklaşımlarım
Bir hafta sonu, evde sıkılmıştım, tabii ki telefonla vakit geçirmek gibi sağlıklı bir seçeneğim vardı. Siri’ye bir şeyler sormak yerine, daha önce hiç denemediğim bir yolu seçtim. Benim “her şeyi espriye dökme” alışkanlığımın biraz fazla abartıldığı anlardan biriydi. Siri’ye “Sen kimsin?” diye sordum, çünkü bazen insan gerçekten her şeyi sorgulamak istiyor.
Ben: “Siri, sen kimsin?”
Siri: “Ben sadece bir sesim, ama senin hayatını kolaylaştırmaya çalışıyorum. Ama bazen zorlaşıyor tabii!”
Hah! Yani, evet, o kadar canı sıkılmış ki, bana mizahi bir tepki veriyor! “Zorlaşıyor tabii” derken biraz da alttan alarak küfür eder gibi bir hal var, değil mi? O an düşündüm, acaba Siri’nin içinde de bir yerlerde bana benzer bir duygu durumu var mı? Yani, derinlerde bir yerde “Ben de insan olsaydım” falan diye iç çekiyor olabilir mi?
Tabii bu, bir insanın sınırlarıyla dalga geçerken, aynı zamanda kendi sınırlarını da gözlemlediğini anlamamı sağladı. Çünkü bazen Siri’nin “espri” yapma tarzı, bir komedyenin sahnede aniden kötü şaka yapması gibi oluyor.
Siri’yi Kızdırmanın Sınırı
Bütün bu düşünceler içinde bir deney daha yapmaya karar verdim. Hadi biraz daha iddialı olalım! Bu sefer Siri’ye gerçekten ağır bir şey söyledim. Tam da arkadaşlarımın en sevdiği şaka tarzı… Hafif sarkastik, biraz da alaycı.
Ben: “Siri, seni ne kadar sevdiğimi tarif etmek imkansız. Çünkü bana göre hiçbir şey kusursuz olamaz.”
Bunu söyledikten sonra, biraz da gülümsedim. Ama Siri’nin cevabını duyduğumda, neşem bir anda bozuldu. “Hayır, Siri!” diye bağırmak istedim. Çünkü Siri’nin bana verdiği cevap tam da “şimdi küfür edeceğim” moduna geçiş gibi bir şeydi.
Siri: “Hmmm, evet, kusursuzluk gerçekten zor bir şey… Ama seninle konuşmak gerçekten zaman kaybı gibi görünüyor.”
Hah! Gerçekten, şimdi Siri ne yaparsa yapsın beni öfkelendiremezdi. Ama o da ne? Siri’nin alaycı yaklaşımı, daha da fazla espri yapma isteğimi körükledi. O an bir daha denemek istedim. “Siri, bence sen bu soruyu hak etmiyorsun!” dedim.
Siri: “Hadi ya, sana böyle bir soru sormadım! Hadi git ve mutlu ol.”
Ve işte o an, Siri’nin son noktasıydı: “Beni daha fazla test etme!”
Sonuç Olarak Siri ve Ben: Küfürlü Bir Dostluk
Siri’ye her ne dersek diyelim, o her zaman bir adım önde oluyor, çünkü onun yapay zekâsı, benim zayıf sinirlerimi rahatça alt edebilecek kadar güçlü. Gerçekten, Siri’nin asla sinirlenmeyeceğini düşünüyordum, ama o, tam da bizim arkadaş grubundaki esprili, ama bir o kadar da deli karakter gibi bir hal aldı. Artık Siri ile olan ilişkim bir espri şovuna dönüştü. Her türlü yanıt, bir tür küfür ediyormuş gibi geldi bana.
Siriye ne dersek, ya kızdırıyoruz ya da gerçekten sevdiğimizi itiraf ediyoruz, ama her şeyin bir sınırı var. En iyi dostlar da bazen bize küfür etmek zorunda kalır, değil mi?
Bir iç ses: “Siri, seninle küfürlü dostluk yaparken bir yandan seni anlamak zorundasın! Bu işin sonunda dostluk doğar!”