Kayseri’de Bir Gün: İnsanlar Nasıl Hareket Eder?
Sevgili Metisdenizcilik ziyaretçileri, bugün “İnsanlar nasıl hareket eder” konusunda bilinmesi gerekenleri ele alıyoruz.
Bugün yine sabah erken saatlerde uyandım. Kayseri’nin soğuğu camdan içeri sızarken, odamda eski defterlerimin arasında buldum kendimi. Her sabah yaptığım gibi bir süre sessizce oturdum ve insanları düşündüm. Özellikle de şu soruyu: İnsanlar nasıl hareket eder?
Dışarıdan bakınca basit gibi görünüyor; biri kalkar, işe gider, biri otobüste yer arar, biri telefonda konuşur. Ama ben artık biliyorum ki hareket dediğimiz şey sadece bedenle ilgili değil. İnsanlar aslında duygularıyla, korkularıyla, umutlarıyla hareket eder.
Otobüs Durağında Başlayan Hikâye
Sabah otobüs durağı her zamanki gibi kalabalıktı. Ben durağın köşesinde, kulaklığım takılı, ellerim cebimde bekliyordum. Yanımda orta yaşlı bir adam vardı. Sürekli saatine bakıyordu. Sanki otobüs değil de hayat geç kalıyordu.
Bir kadın geldi sonra, elinde küçük bir çocukla. Çocuk sürekli etrafa bakıyor, her şeye sorular soruyordu. Kadın ise yorgun ama sabırlıydı. İşte o an düşündüm: İnsanlar nasıl hareket eder?
Çocuk merakla hareket ediyordu. Kadın mecburiyetle. Adam kaygıyla. Ben ise sadece izleyerek. Aynı durakta, aynı şehirde ama bambaşka iç dünyalarla.
O an içimde garip bir his vardı. Bir yandan hayata dair bir umut hissediyordum, çünkü çocuk gibi bakabilmek güzeldi. Ama bir yandan da yetişkinlerin taşıdığı o görünmez yük beni biraz kırıyordu.
Kaygı ve Alışkanlık Arasında Sıkışan İnsanlar
Otobüs geldiğinde herkes aynı anda hareket etti. Ama dikkat ettim, kimse gerçekten aynı sebeple hareket etmiyordu. Adam hızlıca öne atıldı, kadın çocuğunu sıkıca tuttu, çocuk ise biraz geride kaldı çünkü başka bir şeyi izliyordu.
Ben o sırada şunu düşündüm: İnsanlar nasıl hareket eder sorusunun cevabı belki de burada saklıydı. Aynı araca biniyoruz ama farklı dünyalara gidiyoruz.
Kafede Düşüncelerle Oturmak
Öğleden sonra küçük bir kafeye gittim. Kayseri’de sık gittiğim bir yer var, sessiz, biraz loş ışıklı. Genelde insanlar orada ya ders çalışır ya da telefonuna gömülür.
Ben defterimi açtım. Yazmayı seviyorum çünkü yazarken insanlar daha net görünüyor.
Yan masada iki arkadaş vardı. Uzun zamandır görüşmedikleri belliydi. Birinin sesi çok heyecanlıydı, diğerinin ise biraz uzak. Konuşmaları ilerledikçe fark ettim ki aslında aynı şeyi anlatmıyorlardı.
Biri geçmişe tutunmak istiyordu, diğeri ise geleceğe kaçıyordu.
Ve işte o an yine aynı soru kafamda döndü: İnsanlar nasıl hareket eder?
Biri kalmak için konuşur, biri gitmek için susar.
Ben onları izlerken içimde garip bir hayal kırıklığı büyüdü. Çünkü insanlar çoğu zaman birbirini gerçekten duymuyor. Sadece kendi iç seslerini karşı tarafa yansıtıyorlar.
İletişim Değil, Yön Değiştirme
O kafede fark ettiğim şey şuydu: İnsanlar konuşurken aslında birbirlerine yaklaşmıyor, kendi içlerinde yön değiştiriyorlar. Biri kırıldığında geri çekiliyor, diğeri savunmaya geçiyor.
Ve tüm bu hareketler dışarıdan bakınca sıradan görünüyor ama içeride büyük fırtınalar kopuyor.
Ben defterime sadece şunu yazdım: “İnsanlar nasıl hareket eder? İçlerinden kaçtıkları şeylere göre.”
Akşam Yürüyüşü ve Boş Sokaklar
Akşam olduğunda biraz yürümek istedim. Kayseri’nin soğuğu daha keskin hale gelmişti. Sokaklar yarı boştu. Işıklar sarı sarı yanıyordu.
Bir köşede yaşlı bir adam gördüm. Elinde poşetler vardı. Yavaş yavaş yürüyordu ama durmuyordu. Onu izlerken içimde tuhaf bir saygı oluştu.
Çünkü o adam durmuyordu. Belki yorulmuştu, belki yalnızdı ama yine de hareket ediyordu.
İşte o an anladım ki insanlar nasıl hareket eder sorusunun bir cevabı da dirençti.
Herkes kendi yüküyle yürüyor ama yine de bir yere gidiyor.
Ben de yürüdüm. Ama benim yürüyüşüm biraz farklıydı. İçimde sürekli bir sorgu vardı.
Hayal Kırıklığıyla Gelen Farkındalık
Bazen insanlara fazla anlam yüklediğimi düşünüyorum. Sonra hayal kırıklığı yaşıyorum. Çünkü herkes benim düşündüğüm kadar derin olmayabiliyor ya da ben fazla derin bakıyorum.
Bugün özellikle bunu hissettim. Kafedeki arkadaşlar, otobüsteki insanlar, sokaktaki yaşlı adam… Hepsi bir şeyler yaşıyor ama kimse tam olarak birbirine değmiyor.
Bu düşünce biraz canımı sıktı. Çünkü ben bağ kurmayı seven biriyim. Ama dünya her zaman bağ kurmaya uygun değil.
Gece ve Defterin Sessizliği
Eve döndüğümde odam her zamanki gibi sessizdi. Pencerenin dışından hafif bir rüzgâr sesi geliyordu. Defterimi açtım ve uzun süre sadece boş sayfaya baktım.
Sonra yazmaya başladım.
İnsanlar nasıl hareket eder?
Bu soruyu gün boyunca defalarca kendime sormuştum. Ama gece olduğunda cevap biraz daha netleşti.
İnsanlar korkularıyla hareket eder.
Kaçtıkları şeylerle hareket eder.
Umutlarıyla hareket eder.
Ve bazen hiçbir şey hissetmeden sadece alışkanlıkla hareket eder.
Bunu yazarken içimde hem bir rahatlama hem de hafif bir hüzün vardı. Çünkü cevaplar netleştikçe insan biraz daha yalnız hissediyor.
Kendi İçimdeki Hareket
En ilginç olanı ise şu: İnsanları izlerken aslında kendimi de izliyordum.
Ben nasıl hareket ediyorum?
Bazen fazla düşünüyorum, bazen geri çekiliyorum, bazen de sırf bir şeyler değişsin diye plansızca adım atıyorum.
Kendi hareketlerimin de başkalarından çok farklı olmadığını fark ettim.
Ben de korkularımla, umutlarımla ve hayal kırıklıklarımla hareket ediyorum.
Son Düşünce: Aynı Şehir, Farklı Yönler
Benzer Konular: İnsan eti helal mi ?
Kayseri’nin gecesi artık tamamen sessiz. Şehir uyuyor gibi görünüyor ama aslında herkes kendi içinde hareket etmeye devam ediyor.
Kimisi geçmişe dönüyor, kimisi geleceğe koşuyor, kimisi de olduğu yerde kalmaya çalışıyor.
Ben ise bu satırları yazarken şunu hissediyorum: İnsanlar nasıl hareket eder sorusunun tek bir cevabı yok.
Ama belki de en gerçek cevap şu: İnsanlar, en çok içlerinde eksik olan şeye doğru hareket eder.
“İnsanlar nasıl hareket eder” konusunu beğendiyseniz Metisdenizcilik sayfamızdaki diğer makalelerimize de göz atmanızı öneririz.